Gıda sisteminin insanlara yeterli ve dengeli bir beslenme sunmakta yetersiz kaldığına dikkat çekilen raporda, küresel ölçekte dramatik bir tablo ortaya kondu. Verilere göre dünya genelinde 673 milyondan fazla insan yetersiz beslenmeyle mücadele ederken, 1 milyardan fazla insan ise obezite sorunuyla yaşıyor. Sistemin bu işlevsizliği, beslenmeyle ilişkili kronik hastalıkların yaygınlaşmasını da beraberinde getiriyor.
TARIM DOĞA TAHRİBATININ ZİRVESİNDE
WWF raporu, mevcut gıda ve tarım faaliyetlerinin gezegen üzerindeki baskısını da çarpıcı verilerle açıkladı. Tarımın tek başına doğal yaşam alanlarının yok olmasının ve tahrip edilmesinin en büyük nedeni olduğu belirtilirken, biyolojik çeşitlilikteki azalmanın da bir numaralı sorumlusu olarak gösterildi. Doğal kaynakların aşırı kullanımında başı çeken gıda ve tarım sektörü, aynı zamanda küresel sera gazı emisyonlarının en önemli kaynaklarından birini oluşturuyor.
470 MİLYAR DOLARLIK SÜBVANSİYONUN YÖNÜ DEĞİŞMELİ
WWF, gıda sisteminde köklü bir dönüşümün şart olduğunu belirterek acil çözüm adımlarına dikkat çekti. Çevreye zarar veren tarım uygulamalarına küresel ölçekte yılda yaklaşık 470 milyar dolar ayrıldığını hatırlatan vakıf, bu devasa kaynağın bir bölümünün sürdürülebilir ve doğa dostu üretime yönlendirilmesinin dönüşümü hızlandıracağını vurguladı.
Ekosistemleri koruyan yöntemlerle üretilen gıdalara istikrarlı bir talep yaratmak için kamu alımlarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten raporda; doğa üzerinde olumlu etki yaratan uygulamalara geçen çiftçilerin finansmana, teknik desteğe ve ürünlerini satabilecekleri pazarlara erişiminin hayati önem taşıdığı ifade edildi.
DÖNÜŞÜMÜN MALİYETİ ADİL PAYLAŞILMALI
Dönüşüm sürecinde sosyal adaletin gözetilmesi gerektiğinin altı çizilen raporda, gıda fiyatlarındaki artıştan ilk etkilenecek dar gelirli hanelerin ve küçük ölçekli çiftçilerin karar süreçlerinde söz sahibi olması gerektiği bildirildi. Doğa dostu üretim modellerinin yanı sıra sağlıklı beslenme alışkanlıklarının teşvik edilmesi ve gıda israfının azaltılması çağrısı yapıldı. Raporda, küresel gıda sisteminde olumlu değişimin ilk işaretlerinin görüldüğü ancak 2030 yılına kadar biyoçeşitlilik kaybını durdurma ve tersine çevirme hedefine ulaşılabilmesi için bu adımların acilen hızlandırılması gerektiği ifade edildi.







Yorum Yap