Avrupa Merkez Bankası (ECB), euronun uluslararası finans sistemindeki kullanım alanını genişletmeye yönelik çalışmalarında yeni bir aşamaya geçti. ECB Yönetim Kurulu Üyesi Philip Lane, 21 Ekim’de Çin’in Şanghay kentinde yaptığı açıklamada, euro likiditesine erişim sağlayan EUREP sistemine son altı ay içerisinde 30’dan fazla merkez bankasının ilgi duyduğunu bildirdi. Lane, genişletilen mekanizmaya katılacak ilk yabancı merkez bankalarının işlemlerinin ekim ayının başında tamamlandığını belirtti.
Düzenlemeyle, Euro Bölgesi dışında bulunan merkez bankalarının finansal piyasalarda likidite sıkıntısı yaşanması hâlinde kısa vadeli euro kaynağına ulaşabilmesi amaçlanıyor. ECB, bu yolla uluslararası işlemlerde euronun kullanımını teşvik etmeyi ve Avrupa dışındaki finansman sorunlarının Euro Bölgesi piyasalarına olası etkilerini sınırlamayı hedefliyor.

Doların dünya finans sistemindeki konumunun tartışıldığı bir dönemde gündeme gelen girişim, euronun uluslararası rolünü güçlendirmeye yönelik adımlardan biri olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte 30’dan fazla merkez bankasının ilgi göstermesi, bu kurumların tümünün sisteme kabul edildiği ya da euro üzerinden finansman kullanmaya başladığı anlamına gelmiyor. ECB, başvuruya ilgi duyan merkez bankalarının isimlerini ve ülkelerini henüz paylaşmadı.
MERKEZ BANKASI BAŞINA 50 MİLYAR EUROYA KADAR FİNANSMAN
EUREP, Euro Bölgesi dışındaki merkez bankalarına belirli teminat koşulları karşılığında euro likiditesi sunuyor. 2026 yılında kapsamı genişletilen uygulamada, gerekli şartları karşılayan her merkez bankası için 50 milyar euroya kadar finansman limiti belirlenebiliyor. Bu tutar, bütün katılımcıların kullanabileceği toplam fonu değil, tek bir merkez bankası için öngörülen azami miktarı ifade ediyor.
Sistemden yararlanmak isteyen kurumların, euro cinsinden ve yüksek kaliteli olup ECB’nin teminat kriterlerine uygun menkul kıymetler sunması gerekiyor. Finansmanın vadesi bir gün ile bir hafta arasında değişiyor; gerekli durumlarda mevcut finansmanın yenilenmesi de mümkün. Uygulanacak maliyet ise ECB’nin temel refinansman faizine eklenen bir marj üzerinden hesaplanıyor.
Mekanizma, olağan dönemlerde sürekli kullanılan düşük maliyetli bir kredi kaynağı olmaktan ziyade, finansal baskının arttığı zamanlarda devreye girecek bir güvence olarak tasarlandı. ECB, normal piyasa koşullarında merkez bankalarının ihtiyaçlarını mevcut finansman kanallarından karşılamasını öngörüyor. EUREP, bu kanalların yeterli likidite sağlayamadığı durumlarda alternatif oluşturuyor.
Genişletilen sistem, daha önce sınırlı sayıda ülkenin erişebildiği imkânı belirlenen kriterleri karşılayan daha geniş bir yabancı merkez bankası grubuna açıyor. Ancak kara para aklama, terörizmin finansmanı ve uluslararası yaptırımlardan kaynaklanan riskler, katılım sürecindeki önemli sınırlamalar arasında yer alıyor. Başvuruda bulunan kurumların finansal riskleri azaltmaya yönelik koşulları da yerine getirmesi gerekiyor.
Uygulama Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Hollanda merkez bankaları üzerinden yürütülürken koordinasyon ECB tarafından sağlanıyor. Sistemin operasyonel ayrıntıları temmuz ayında belirlenmiş, finansman kullanımının 2026’nın son çeyreğinde başlaması öngörülmüştü. Lane’in 21 Ekim’deki açıklaması, ilk yabancı merkez bankalarının katılım süreçlerinin tamamlanmasıyla mekanizmanın uygulama aşamasında ilerleme kaydettiğini ortaya koydu.
DOLARIN KÜRESEL KONUMU TARTIŞILIRKEN EURO ADIMI
ECB’nin girişimi, uluslararası para sisteminin geleceğinin daha fazla gündeme geldiği bir dönemde hayata geçiriliyor. Lane’in konuşma yaptığı Şanghay’daki toplantıda da doların ötesindeki uluslararası para düzeni ele alındı. Lane, merkez bankaları arasındaki likidite hatlarının uluslararası ticaretin finansmanı, sınır ötesi krediler ve tahvil piyasalarının istikrarı açısından önem taşıdığını vurguladı.
ECB, euroya erişimin kolaylaşmasının zaman içinde uluslararası ticarette euro cinsinden sözleşme yapılmasını ve ödeme gerçekleştirilmesini destekleyebileceğini değerlendiriyor. Bankalar ve şirketler de uygun finansman koşullarının oluşması durumunda bazı uluslararası işlemlerinde euro kullanımını artırabilir. Böylece euronun Avrupa içindeki işlemlerin yanı sıra küresel finansman piyasalarındaki ağırlığının da güçlenmesi mümkün olabilir.
Ancak bu girişim, doların mevcut uluslararası konumunun kısa sürede değişeceği anlamına gelmiyor. ABD doları, küresel döviz rezervleri, ticaret finansmanı ve uluslararası borçlanma piyasalarında önemli ağırlığını koruyor. ECB’nin hedefi, mevcut yapıyı bir anda değiştirmekten çok euronun uluslararası kullanımını kolaylaştıracak koşulları geliştirmek.
Lane ayrıca döviz takası anlaşmaları ile EUREP’in birbirinden farklı işlevlere sahip olduğunu belirtti. EUREP’te euro cinsinden uygun menkul kıymetlerin teminat olarak gösterilmesi gerekirken döviz takası anlaşmalarında merkez bankaları kendi para birimlerini karşılıklı olarak değiştirerek likidite sağlayabiliyor. Bu nedenle ECB, daha geniş bir yabancı merkez bankası grubuna açık olan EUREP’in yanında döviz takası anlaşmalarını da sürdürmeyi planlıyor.
Döviz takası anlaşmalarında karşı tarafın borcunu geri ödeme kapasitesi ve Euro Bölgesi ile olan finansal bağları önem taşıyor. EUREP ise gerekli teminatı sağlayabilen daha geniş bir merkez bankası grubuna erişim sunarak mevcut anlaşmaları tamamlayıcı bir rol üstleniyor. ECB böylece euro likiditesini desteklerken finansal riskleri de denetim altında tutmayı amaçlıyor.
TÜRKİYE’NİN SİSTEME KATILDIĞINA DAİR AÇIKLAMA YOK
Euronun uluslararası finansmandaki rolünün güçlenmesi, Avrupa Birliği ile yoğun ticaret ilişkileri bulunan Türkiye açısından da önem taşıyor. Türkiye’de şirketler ihracat gelirlerinin, ithalat ödemelerinin ve bazı borçlanma işlemlerinin bir bölümünü euro üzerinden gerçekleştiriyor. Uluslararası piyasalarda euro likiditesine erişimin kolaylaşması, bu işlemlerin finansman koşullarını zaman içinde dolaylı olarak etkileyebilir.
Bununla birlikte ECB’nin 21 Ekim tarihli açıklamasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının EUREP’e başvurduğu ya da sisteme kabul edildiği yönünde bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle Türkiye’nin mekanizmaya dâhil olduğu sonucuna varmak için mevcut açıklamalar yeterli değil. Olası etkilerin değerlendirilebilmesi için yeni katılımcıların duyurulması ve sistem üzerinden gerçekleşen finansman işlemlerinin takip edilmesi gerekiyor.
Önümüzdeki dönemde izlenecek başlıca göstergeler arasında sisteme katılım işlemlerini tamamlayan merkez bankalarının sayısı ve sağlanan euro likiditesinin miktarı bulunuyor. Yabancı merkez bankalarının rezervlerinde tuttukları euro cinsinden tahvillerde yaşanacak değişim de mekanizmanın uluslararası finans piyasalarına etkisi hakkında fikir verebilir. Bu nedenle 30’dan fazla merkez bankasının gösterdiği ilgi önemli bir başlangıç olarak değerlendirilse de sistemin küresel sonuçları ilerleyen dönemde daha net ortaya çıkacak.







Yorum Yap